Bir insanın en büyük korkusu ne olabilirdi şu hayatta?
Sormaya kalksak herkes için farklı şeyler dökülürdü dudaklarından. Peki sevilmek neden insanın en büyük korkusu olsun ki! Yanımda oturan bir kadının dudakların dökülmüştü bu kelimeler... Korkuyorum demişti ve daha sonrasında da şunları eklemişti havaya uçuşan kelimelerin arasına; hiç sevilmemiş bir insan kanadı asla kopmayan bir kuşa benzer, ne zaman sevilirse o zaman o kanatları gider, bir çift ayak yerine gelir emeklemeyi öğrenir, yeri geldiğinde düşer dizlerini kanatırdı demişti ve yine eklemişti. Canın acır, daha yaraların iyileşmeden bu sefer başka bir yerden yaralar oluşmaya başlar demişti... İşte bundan dolayı uçmaya çalışan kalbimi kanatsız bırakmaktan korkuyorum deyip bir anda tüm düşüncelerini kusmuştu. Cevap dahi veremeyen dilim lal olmakla, aklım havada asılı durmaya devam eden kelimelerle dans etmeye başlamıştı bile çoktan...
Sustum sustum ve daha sonra şunları ekledim sanki kendi içime cevap verir gibi. Eğer düştüğü yerlerden ve kanayan yaralarından ders almayacaksa yalnız uçmanın anlamı ne olabilirdi ki insan için? Yalnız uçmanın ve kimseye değmeden var olmanın keyfi çıkartılabilir miydi? Mutluluk kadar acının da insanın hayatındaki önemi büyüktü ve garip bir şekilde bazı yaralar çok sevilirdi. Eğer korkularınızdan dolayı sevmekten kaçıyorsanız üzerine yürümemizin tam zamanı gelmiştir demektir. Nefes alınıyorsa mutlulukta acı kadar gerçektir bizler için...
Yorum Gönder