Her zamanki gibi gece yine uyuyamamış, sanki artık bedeni de ruhu da bu duruma alışmıştı. Yalnız tek sorunu vardı sabahları uyanamamak. Kalktı ağzı yırtılırcasına esnedi ve yalpalayarak banyoya yavaş adımlarla ilerledi. Yüzünü buz gibi soğuk suyla yıkarken bir anda irkildi ve aslında onu kendine getiren ve güne hazırlayan ilk şeyin şuanda yüzüne vurduğu soğuk su olduğunu hissetti, ailesinden sabaha dair ses seda yoktu. Yüzünü kuruladı ve üzerine en sevdiği elbisesini giydi. Adeta akıntıya karşı kendini bırakmış gibi hissettiren monotonlaşan hayatı için yeni bir güne hazır olduğunu hissetti. Mutfağa doğru yavaş adımlarla ilerlerken bir yandan da kimseyi görememesini garip bulmuş ailesinden kimseyi göremeyince, öbür odalara da bakınarak;
- Anne! Baba! Heyyy neredesiniz? Kardeşlerinden de ses yoktu. Saatine baktı geç kalmak üzereydi dışarı çıktı dışarıda da kimseler yoktu mahalle boşaltılmış gibiydi. Kapısı açık evler, yol üzerinde terk edilmiş gibi duran arabalar...
Korkmaya başladı kız yeniden bağırdı bu sefer ki bağırışı insanlık içindi adeta
heyyy! Kimse yok mu, dedikten sonra neredesiniz sözcüğü boğazından hırıltı gibi çıkmıştı. Telefonu gelmişti birden aklına hızlıca arka cebine koyduğu telefonunu eline aldı ve annesinden başlayarak sırasıyla aklına gelen herkesi aradı ama açan yoktu sonrasında ise koştu, ciğerleri patlarcasına etrafta hiç kimseler yoktu. Sanki bu dünyada önceden hiç yaşamamışlar gibi yok olmuş bir kendisi kalmıştı. Yorulduğundan dolayı oturdu ve soluklanmaya başladı, dün gece yine etrafında olan herkese sinirlendiğinden dışarı sarf ettiği cümleleri hatırladı; keşke yok olsanız, keşke herkes yok olsa da rahat yaşasam şu dünyada bir başıma kalsam sözlerini...
Boğazına bir yumru oturdu ne yapacağını bilemez halde evine doğru yürümeye başladı. İnanmadı hayır böyle bir şey imkansız! Olamaz ki dedi ve önüne çıkan her eve, dükkana girip çıkmaya başlarken adeta en ufak bir sesi işitmek için can atıyordu. İçine bir yumru oturdu artık ne yapacaktı gerçekten artık yalnız mıydı? Ailesi, en sevdiği arkadaşları artık yoktu dün geceki sözlerine istinaden sevinmesi lazımken o şuan ağlıyordu. Hayatına anlam katanlar zaten dün gece sinirden o anlamsız sözleri söylediği insanlardı. Onlar olmayınca; sevinmesinin, üzülmesinin, kırılmasının bir anlamı da yoktu, dilekleri yarım kalmış gibi hissetti. Birden içinden hayır! Ne olur, yapamam dedi ve bir çığlık boğazından kopunca o da sıcak yatağından sıçrayarak uyandı. Elini yüzüne götürdü ve daha kendine gelmemişken yataktan çıkıp hızlıca koşar adımlarla aşağı inerken bir yandan da dua ediyordu. Ailesini kahvaltı sofrasında görünce yarı gülümser halde rüyaymış dedi.O gün o rüyadan sonra anladı hatalar yapsa da üzülse de sevinse de etrafında hep insanlar olacaktı, duyguları ve hayatı yaşamak onlarla güzeldi. Onlar onu o yapandı, tüm hayatını onlarla yaşayıp varlıklarına şükredecekti. Şimdi hissettiği gibi.

Yorum Gönder